"google-site-verification" content="BBzqtWrXTOresAe-g1_fakLE8Sa7FhH5sxUsyofvfLs"

Başlığa bakıp da aklınızdan "zenginin kesesi, züğürdün çenesini yorar" diye geçirmeyin.

İklim krizi diye bir gerçek var ve bu gerçek açgözlü bir düzenin ürünü. Tıpkı korona salgını gibi...

Yapılaşma için yok edilen zeytinlikler, maliyetten yırtmak için doğaya bırakılan zehirli atıklar sayesinde gezegenin yok oluşu artık ufukta beliren uzak bir ihtimal değil. Bunun en korkutucu örneğini, ticaretini yapabilmek için doğal yaşamlarından kopartılan hayvanlar ile başlayan korona salgını sayesinde yaşıyoruz.

Denetlenmeyen şirketleri ile çevreye varil varil pislik yayanlar, bir yandan çalışanlarını sefalete mahkum ediyor diğer yandan da milyon dolarları her geçen saniye artıyor.

Artık iklim krizini reddeden yok! Fakat sıradan insanlar şaşkınca olan biteni anlamaya çalışırken, felaketten büyük ölçüde sorumlu olan %1'lik süper zenginler tayfası ise servetlerinin bir kısmı ile paçayı sıyırma planları yapmaya başladı bile.

Facebook kurucusu Zuckerberg ileride gerçekleşecek bir felaketten korunmak için Hawai'de bir adanın büyük çoğunluğunu 100 milyon dolara satın alıyor, yer altına büyük bir malikane yaptırıyor. Dahası adadaki yerlilere arazilerini satmaları için sürekli şantaj yapıp dava açıyor.

Dünyanın en zengin aileleri ileride çıkabilecek bir tufan ya da buzulların erimesi ile görülebilecek taşkınlardan korunmak için kıyı kesimlerinden uzak, tarıma elverişli, madenlere yakın arazileri kapışıyor. Dünyanın en zengini, Amazon'un sahibi Jeff Bezos'un da ABD'nin orta kesimlerinde hektarlarca arazisi olduğu biliniyor. Kendisi geçtiğimiz günlerde Amazon işçilerinin tuvalet molası kullanmadan çalışmaları için pet şişeye idrar yapmaya zorlanması ile gündeme gelmişti. O arsalara para yetişmez elbet, çok sıkı çalışmaya ihtiyaç var!

Manşetlerden düşmeyen bir diğer zengin Elon Musk ise nükleer felaket ya da salgınlardan korunmak için insanlara kendi şirketinin tasarladığı evlerden almalarını öneriyor. Ürettiği elektrikli araçlarda kullanmak için Bolivya'da lityum rezervlerini kamulaştıran devlet başkanı Morales'e yapılan darbeyi desteklediğinden beri serveti çok arttı. Herkesi kendi gibi kirli para milyarderi sanıyor olacak ki evin bedeli 1 milyon dolar.

Yatlar, katlar, sığınaklar, uzaydan arsa alanlar... Listeyi uzatabiliriz.

Günümüzde adalet ve çevre kavramlarını birbirinden kopartmamız işte bu yüzden mümkün değil.

Daha geçtiğimiz hafta Zonguldak'ta, ruhsatsız maden ocağındaki göçük neticesinde bir işçi cinayeti meydana geldi.

Kaynaklar ya ruhsatsız madenlere aktarılacak; yani bir yandan işçi cinayetleri devam edecek diğer yandan çıkartılan fosil yakıtlar hepimizi yavaş yavaş öldürmeye devam edecek. Ya da kömür, petrol gibi yer altı kaynakları yerin dibinde kalsın deyip insanları "ruhsatlı ya da ruhsatsız" ölüme göndermek yerine çevreci ve insani istihdam alanları yaratacağız.

Adil ve yeşil bir ekonomi insani bir yaşam için tek seçeneğimiz.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122